HÜKMÜ OLMAYAN BİR AŞKIN, BAHRİN TADINDA SEVİ AĞIRLIĞI-1


HÜKMÜ OLMAYAN BİR AŞKIN,

BAHRİN TADINDA SEVİ AĞIRLIĞI…

( I )

 

" İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için. "

""W.SHAKESPEARE""

 

 

 

                      Bir şarkının melodisine hapsetme vicdansızlığını göstermeyi kabullenemediğim için, sana bir şarkı adamıyorum. Mevsim aşk.. Mevsim acı.. Mevsim buhran.. Mevsim az nikotinli,  bol dumanlı bahrin.. Mevsim sensizlikten de ötede bir sensizlik.. İklimin hüzün olduğu yerde, mevsimin sonbahardan başka olma ihtimali olabilir mi?

 

                       Korkma benden. Şiir yazdığıma bakma. Şiirle yormayacağım, ilham denizine dalıp sendelemeyeceğim.. Bir şiire kafiye yapma uğraşısıyla seni benzeştirmeyeceğim kimselere… Ötekileştirmeyeceğim içimdeki senle… Eğip bükmeyeceğim bir dizeyi kurtarmak adına...  Diğer sözcükleri yalnız bırakmamak adına, o sözcük…  O sözcük söylenmeyecek olsa da, yaşamını idame ettirecek bir ömür boyu bende.

 

                    Bir kelebeğin naifliğine, hafifliğine, nazikliğine, nazeninliğine değiştirip kırılganlaştırmayacağım.. Korunaklı yüreğin dışına taşırmayacağım.. Sesimin çıkmasına müsaade etmeyecek boğazıma oturan yumru. Çirkin yüzlü karelerde bulamayacaksın, adam olmayan adamcıkla beraber çekilmiş bir tek resmimi.

 

                    Bir parça yalnızlık, bir parça aşk, bir parça evet bir parça umut dolduruyorum hayat terkime. Sırtına vurduğum yükleri bir bir atıyorum uçurumların yanından geçerken..

O az sevimli hisleri yıkayıp cilalayıp kurulamaktan, yeni yeni nesneler imal edip onlara sevdalanarak, zamanla o sevdalara teşne olmaktan vazgeçeceğim…

 

                     Bir derin bakış, bir içten söz gibi yayılsam odana, beni arasa gözlerin, ben diye karanlığa dokunsa ellerin, uykuyu kefenleyip gözlerinin çukuruna defnetsen... Defnettiğin hislerin yanına gömüver işte ne bileyim. Karanlığa söz geçiremediğin yerde avuç içine bak lütfen. Yüreğime dokunan ellerin ışık verecektir odana emin olabilirsin. Korkma o karanlık gecenin batmayacak tırnakları avuç içlerine.

 

                      Üşüyen ellerimin muhtaç olduğu sıcaklığı, ateşin yalım alevinde arama yoluna gidip, senin sıcaklığına teşbih etmekten kaçınır bir üşengeçliği asla göstermeyeceğim. Yüreğine bir burukluk, ellerine bir soğukluk vermek istemiyorum.

 

                     Hükümsüz bir aşk benimkisi.. Hükmünü yitirmiş.. Yitik bir mevsim, faydasız bir çaba..Tarihsel değeri olmayan yılların yıpranışlığı.. Bazen delişmen bir çığlık, bazen boş bir nara.. Ve de bazen bir serenat.. Kimine göre hoş bir nida..Kimine göre boş bir nara.

 

                     Sonsuz bir umut bazen.. Bazen boşluğa düşüveren..Girdapta kaybolan.. Dipsiz koyulara düşülürken son bir hamleyle yardım için kalkan ellerin aynı zamanda elveda anlamını da yüklendiği bir lisan-ı hal…

Yahut bir ada, sularla çevrili her bir yanından. Kırık bir çiçek dalı, yorgun bir Tay. Toprağın yorgunluğu yutmuş Tay’ın coşkunluğunu.

 

                     Umdu, yarını, güzelliği ve canlılığı birilerine bırakıyoruz. Bize kalanı teşbih etmeye gerek var mı?  Şehrin kollarında heybetin ve ihtişamın hayat bulduğu, uzayan saçlarıyla şehri güzel bir kız görünümüne kavuşturan burçların gölgesine düşmektir bize kalan kısmı.. Gerisi mi.. Dedik ya Hükümsüz Aşk diye. Dönencelere düşmeyen burca dair bir duygu, tüm sadeliğiyle...

 

 

            Mehmet KIZILAY

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder! | Etiketler : deneme, bahrin, mehmet, kızılay, istasyon

« Önceki :: Sonraki »

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:



0 yorum yazilmistir

Yorum yaz!